!!!!! GEFC !!!!!
• 20/7/2007 - ülkemiz için

Aydınlık ÜLKEM için tek BİR OY un öneminin FARKINDAYIM..
PAZAR günü sadece oyumu kullanmak için İstanbul’a gelip , akşam dönücem..
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ün 1923 yılında tüm dünyaya ilan ettiği LAİK ve DEMOKRATİK TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN İLERİYE GİTMESİ için hepiniz OYUNUZU verin.
Hepinizin Kandili Mübarek olsun :)
|
(1)
|
• 20/7/2007 - Ben Gidiyorum…..
Son zamanlarda içinde çok bulunduğum polemikler için üzgünüm, ne ben kendime yakıştırdım, ne beni sevenler....
Kendime olan saygımı yitirmemek adına bana büyük takdirler kazandıran eski sessizliğime dönüyorum. Magazinin tam göbeğinde yer alan bir isim olarak, hep işimle var olmakta diretmiş ve fazlasıyla başarılı olmuşken, aylardır bana ekran ekran dolaşıp, bir dolu kırıcı laf edenleri kendi arkadaşlarıyla baş başa bırakıyorum . Söylensinler dursunlar…
Yeni projelerim ve albüm repertuarım için çalışmaya giriyorum.
Yeni kitaplar aldım okumaya gidiyorum.
Hak ettiğim en güzel tatillerden birisini yaşamaya gidiyorum.
Televizyonum kapalı.
I-Pod’um açık.
Anladım ki ben, bazen sözle değil yazarak kendimi daha iyi ifade edebiliyorum,öyle olduğunda kendimi daha çok seviyorum… Buradan yazarım gene size...
Ekranlarımız çok renkli.. Fazla alacalı bulacalı renklerin içine karışmamak için biraz müsade istiyorum..
Ben de sizin beni sevdiğiniz beni seviyorum... |
(yok)
|
• 15/7/2007 - Var mı benim gibisi ? ...
kaynak: sabah gazetesi
Bir buçuk sene içinde ikinci çocuğunu doğurmak istediğini söyleyen Gülben Ergen, "Çok mutlu bir hamilelik geçirdim. O mutluluğu tekrar yaşamak istiyorum. Üstelik Mustafa mükemmel bir baba," diyor.
'Hiçbir sanatçı eşine benzemeyen bir eşim var'
Oğluyla çekilmiş fotoğraflarındaki davranışlarını bile sahici bulmuyor kimileri... Oysa evine gittiğimizde, oğlu Atlas'ı röportaj yaparken emzirecek kadar doğal bir kadın var karşımızda. Ve arkasında "Eşinizin nesine vuruldunuz?" diye sorunca "Alnının ortasına düşen kadınca duruşuna, güçlü tavrına, her zaman güven veren dostluğuna, bağlılığına ve güzelliğine," diyen bir de kocası... Son günlerin çok konuşulan ismi Gülben Ergen'le yaşadıklarını, ona yöneltilen eleştirileri ve evliliğini konuştuk ..

- Sizden röportaj talep ettiğimde, "Lütfen iyi niyetinizle gelecekseniz gelin, size güvenmek istiyorum," dediniz. Bir insan neden böyle bir şeyi sesli söyleyecek kadar tedirgin olabilir ki? - Bu zamana kadar hayatla birçok sorunumu hallettim diyebilirim, geriye bir tek şey kaldı; güven sorunu. Her ne kadar törpülesem de maalesef hayata ve insanlara karşı bir güvensizliğim var. Mesleğimin getirdiği can yanmaları ve kendimi doğru ifade edemediğim zamanlar çok oldu. Bundan dolayı da ne yazık ki böyle önyargılı olabiliyorum.
- Bu güvensizliğe neden olan özel bir olay var mı? Ne zaman karar verdiniz 'kimseye güvenmemeye'? - Galiba ben hep böyleydim, böyle yetiştim. Kendi ayaklarımın üzerinde durmak zorunda olduğumu hissettim her zaman. Belki bunda boşanmış bir annebabanın kızı olmamın payı vardır. Çalışmayan ve kendi maddi özgürlüğü olmadığı için bundan çok yakınan bir annenin kızı olarak, çalışan, başaran, kazanan, kendi kararlarını kendi veren biri olmak için çok çalıştım. Ve sadece şu son birkaç yıldır 'seçilen' değil, 'seçen' olmayı başarabildim. Bu hiç kolay olmadı. Şimdi benim için "Ararsınız hemen döner," diyenler, bundan üç yıl önce ben aradığımda bana geri dönmüyordu. Kısacası, 17 yıl içerisinde çok şaşkın kaldığım zamanlar oldu.
- Herkes sizin magazinle çok iyi başa çıktığınızı, kime nasıl davranacağını çok iyi bildiğinizi söylüyor oysa... - Belli bir yerden sonra şöhret yönetimi değil, itibar yönetimi yapıyorsunuz. Şahsen ben böyle yapıyorum artık... Aslında magazini çok da iyi idare edebildiğim söylenemez. Ben başkalarının değil, kendi kurallarımı önde tutmaya çalışıyorum. Bu da nedir; insanları hatırlamak, özel günlerinde aramak... İnsan ilişkilerine emek vermeden, bedavadan hiçbir şey olmuyor çünkü. Eskiden ben öyle yapıyordum ve psikoloğum şöyle demişti bana: "Sen insanları serçe parmağınla idare etmek istiyorsun ama böyle olmaz. Dur ve emek ver." Bunu beş-altı sene önce hiç bilmiyordum ama artık biliyorum ki yüzeysel yaklaştığınız her şey size öyle dönüyor.
- 'Çok sevileyim' telaşı var mı sizde? Herkes sizi sevsin istiyorsunuz, niye? - Evet, istiyorum... Beni sevsinler, sevgilerini belli etsinler, coşalım, coşalım... Bu mesleğin yapılmasının en önemli sebeplerinden biridir bu zaten. Benim ruhumun bu alkışa, bu ilgiye çok ihtiyacı var. Her ne kadar yogalar yaparak, Secret'ları okuyarak içimize dönmeye çalışsak da olmuyor işte! Ama tabii ki yeri geldiğinde egomu arka cebime koymayı biliyorum artık. Sahnede, ışıklar altında o ego yine ön cebe taşınıyor ama evde, arkadaşlarımla, kısaca hayatın içinde hep bir kameranın karşısındaymış gibi yaşamıyorum elbette.
- Egonuzu arka cebe koymayı ne zamandan beri başarabildiğinizi düşünüyorsunuz? Evlenmek, çocuk sahibi olmak bunda etkili olabilir mi? - Bunun evliliğimle alakası olduğunu zannetmiyorum. Ama meslekte karşılaştığım insanlarla çok alakası var. Salt egosuyla hareket eden insanları gördüğümde çok üzülüyorum ve asla onların düştüğü duruma düşmek istemiyorum. Bir de şunu gördüm, ego arka cepte olduğu zaman hayat çok daha güzel oluyor. Daha az alınıyorsunuz, daha kolay mutlu oluyorsunuz ve hayat daha sorunsuz ilerliyor. Geçen gün Cem Yılmaz şovunda esprisini yapıyordu: "Madem her şey içimizde, ben niye Hindistan'a gidip o kadar para verdim kardeşim?" diye... Evet, gerçekten her şeyin cevabı içimizde, yeter ki biz kendimizle yüzleşmeye cesaret gösterebilelim.
- Siz bu cesareti gösterebildiniz mi peki? - Ben çok ayna çalışmaları yaptım, çok ağladım, çok zorlandım... Kendi kendime itiraf etmem gereken şeyler vardı çünkü. Çok zorlandığım ve kendimi çok yalnız hissettiğim bir dönemdi. Ama bu yalnızlığı güce çevirmeyi başarmam gerekiyordu.
|
(2)
|
• 15/7/2007 - 'Samimiyetimle sorunum yok'
Sizin, bebeğinizi bile elinizde dekor olarak taşıdığınızı, her şeyin bir resim olduğunu söyleyenler var... - O magazin programında beş dakika daha fazla görünmek için benim adımı ve benim için bu kadar kutsal olan çocuğumu malzeme yapabiliyorlarsa ben ne yapmalıyım, gerçekten bilmiyorum. Ben şu anki mutluluğum için Allah'a nasıl şükredeceğimi bilmez, hatta zaman zaman mutluluktan ağlarken, televizyonda "Lahana bebek, dekor bebek," sözlerini duyunca donup kalıyorum. Çaresiz bir durumdayım gerçekten.
- Neden üzerine gelinen ve eleştirilen genellikle siz oluyorsunuz, bunu hiç düşündünüz mü? - Çünkü benden bir tane daha yok. Ben çok farklıyım; hayattaki duruşumla, yaptığım işlerle, samimiyetimle.... Kaliteliyim ve bunu her yerde korumaya çok özen gösteriyorum. Mesleğimde çok iyi bir yerdeyim, evliliğim ve hiçbir sanatçı eşine benzemeyen, sayılan bir eşim var, e bir de çocuğum... Daha ne olsun? Ama iyi insan olurlarsa onlar da tüm bunlara sahip olur. Önce iyi insan olsunlar.
- Bir de insanlar hep şüpheyle bakıyor sizin samimiyetinize... "Çok yapmacık," diyorlar, bundan ne kadar rahatsızsınız? - Ben kendi mücadelemi verdim, samimiyetimle ilgili hiçbir sorunum yok. Asıl benim ismimin yanında duran isimler samimi değil... Ekranın içine bakarak yalan söylüyorlar. Onlarla yan yana anıldığım için zaman zaman onların eksilerini yüklenmek zorunda kalıyorum maalesef. Ama konu sadece ben olursam, bu yargısız infazlar da biter!
|
(yok)
|
• 15/7/2007 - 'Herkes patates gibi olacağımı sanıyordu'
Sibel Can'ın albümünü beğenmediğinizi söylemişsiniz... Bu polemiklerin içinde yer almak sıkıcı değil mi? - İnanılmaz canım sıkılıyor bu tür haberlere... Bana son dönemde çıkan albümleri sordular ve ben sadece çok beğendiğim bir albüm olmadığını söyledim. Ertesi gün gazetelerde, "Gülben Ergen'den Sibel Can'ın albümüne taş," diye çıktı! Ben hiçbir ismi almadım ağzıma, üstelik Sibel Can'ın sesine diyecek bir şeyim elbette ki olamaz. - Siz bugüne dek hep çok başarılı albümler mi yaptınız? - Evet. Ben bütün albümlerimi hep inanarak ve önemseyerek yaptım. Sıradan olduğunu düşündüğüm bir şeyi asla insanların karşısına çıkarmam. Şarkı seçiminde çok başarılı olduğuma inanıyorum. Beş albümümün toplam satışı 1 milyonu aşar, bu rakam küçümsenemez.. İki saatlik bir konserde sadece Gülben Ergen şarkıları okumak da çok önemlidir.
- Bu arada mayolu fotoğraflarınızı konuşuyor herkes fotoshoplu mu, değil mi diye... Bunlar konuşulurken siz neler hissediyorsunuz? - Bir kere şunu söyleyeyim, o fotoğraflar hiçbir şekilde fotoshoplu falan değil. Herkes doğumumdan altı ay sonra benim patates gibi, elbiselerine sığmayan, alaturka bir görüntü sergilememi bekliyordu ama öyle olmadı. İnanamadıkları şey bu, o yüzden 'foto-shopludur' diyorlar. Ama resimler çok güzel, bakmaya devam etsinler ve de konuşsunlar, hiç bozulmuyorum |
(4)
|
|
|
|
|
|